DERGİMİZ
Etkinlik Takvimi
12/2019
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Pzr
1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031
Bültenimize Abone Olun







6 + 7 = ?




18 MART 2019 ŞEHİTLER GÜNÜ ANMA TOPLANTISI KONUŞMA METNİ-MUZAFFER POTUR
Aziz Şehitlerimizin emanetleri kıymetli ailelerimiz, değerli Harbiyeliler ve sayın misafirlerimiz;
 
Bugün “18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 104. Yıldönümü” dür. 
Türk Ordusu yakın tarihimizde; Çanakkale’de, İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kore’de, Kıbrıs’ta, Terörle Mücadele Harekat’larında ve birçok zafer’de kanı ile canı ile imza atarak bu günlere gelmiştir.
 
Çanakkale Zaferi; Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolun, taşlarını döşeyen zaferlerin birincisidir.
 
Emperyalizme dur denilen yerdir Çanakkale, 
Cumhuriyetin Kurucu Kadrosunun birlikte savaştığı yerdir Çanakkale, 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün askeri dehasını Tüm dünyaya gösterdiği yerdir Çanakkale,
Çanakkale’de Emperyalizme DUR diyen Türk Ordusu, günü geldiğinde Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir ileri komutu ile emperyalizmin uşaklarını denize dökmeyi bilecek, yapılamaz denilen Kıbrıs Barış Harekatı’nı yapacaktır, 
 
Cudi’de, Gabar’da, Bestler Dereler’de, Kato’da, Şenoba’da devleşecek, Çanakale’de başlayan emperyalizm ile mücadeleyi soluksuz bir şekilde sürdürecektir. 
ve diyecektir ki;
 
“Soğuk namlular elimizde,
Yürüyorken dağlara,
Şehitlerden selam geldi,
Savaşan bütün sağlara” 
 
İşte bu ruh Çanakkale’den başlar, onun için Çanakkale Zaferi kutlaması ve Şehitler günü ayrı bir anlam kazanır. 
Bu tarihi anlamlı günde; Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’mızda  düşmanlarımıza şimşek gibi çakan, adı ile  muharebe meydanlarında adeta devleşen ve kazanılan zaferlerle taçlanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de mezunu olduğu, “Şanlı Yuva Kara Harp Okulu”nda “Harbiyeli Şehitler Anıtı” önünde buluşmak BİZLERE ayrıca bir gurur ve heyecan vermektedir. 
 
104’üncü yılında sizleri şimdi Çanakkale ye götürmek istiyorum,
Osmanlı İmparatorluğu; Birinci Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletlerine karşı bir oldubitti yapılarak savaşa sokulmuştur. İtilaf Devletleri; başkent İstanbul'u almak, Rusya'ya güvenli bir ikmal yolu açmak, bu şekilde bizi savaş dışı bırakmak amacıyla ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçtiler.
 
Düşman; Çanakkale Boğaz girişine 3 Kasım 1914 tarihi ile 19, 20 ve  25 Şubat 1915 tarihlerinde dört kez saldırdı, son saldırıyla girişteki tabyalar susturuldu ve boğaz savunmasız kaldı.
Müteakiben, 18 Mart 1915 tarihine kadar onlarca çeşitli operasyonlar yaptılar. Son deniz saldırısı ise, 18 Mart 1915 tarihinde yani bundan 104 yıl önce bugün; Yenilmez Armada adı verilen İngiliz donanması ile  Fransız donanmasının müştereken teşkil ettiği ve  o zamana kadar ki DÜNYANIN EN GÜÇLÜ DONANMASI ile  yaptılar.  
 
Düşman; 104 yıl önce bugün 20 adet savaş gemisi ve  gerideki yüzlerce destek gemisi ile saat 10.00’da Çanakkale Boğazı’na girmiştir. Ancak deniz ve hava keşiflerinde tespit edemedikleri, 7/8 Mart 1915 gecesi Nusret Mayın Gemisi’nin kahraman personelinin Karanlık Liman'a döşedikleri son 26 adet mayın onlara yüzyıl boyunca hiç kabullenemeyecekleri ve hiç unutamayacakları bir yenilgiyi hazırlamıştır. Düşman mayınlardan kaçayım derken bu kez de; Boğazın savunması için görevli tabyaların yoğun topçu ateşlerinden, Türk Askeri’nin savaşma azim ve iradesinden kaçamamıştır. Boğazdaki gemilerin üçte biri, yedi saat on dakikada imha edilmiştir. Dünyanın bu en güçlü donanması, İngilizlerin Yenilmez Armada’sı; akıllarından bile geçiremedikleri ağır bir yenilgiye uğradı; manevra ve ateş gücü yüksek “prestij” savaş gemilerini kaybettiler. 
Saatler 17.10’u gösterirken düşman donanma komutanı, artık yapacak bir şey kalmadığını görerek boynu bükük çekilme emrini vermiştir. Düşman Çanakkale Boğazını denizden geçemeyeceğini anlayınca, bu kez daha büyük bir hata yapacak kara harekâtına karar verecektir. 
 
ATATÜRK deniz savaşlarından önce Sofya’da askeri ateşedir. 33 yaşında ve kurmay yarbaydır. Kendisi vatan savunmasında verilecek her türlü göreve gönüllü olarak hazır olduğunu ilgili en üst makamlara birkaç kez ısrarla bildirmiştir. Nihayet 26 Şubat 1915 tarihinde; yani 18 Mart Deniz Zaferi’nden 20 gün önce,  günümüzde Eceabat adıyla anılan Maydos’ta, her ikisi de yeni kurulan 19. Tümen Komutanlığı ile Maydos Bölge Komutanlığı görevine başlamıştır. Maydos Bölge Komutanlığı’nın sorumluluk sahası; Seddülbahir, Arıburnu ve Anafartalar bölgesi olmak üzere harekât boyunca üç sektöre ayrılacak 55 km. uzunluğundaki geniş bir bölgedir.
 
ATATÜRK göreve başladığı gün; durum muhakemesini geçmişten gelen tecrübesiyle tam bir doğrulukla yapmış, muhtemel çıkarma yerlerini doğru tespit etmiş ve birliklerini arazide tertiplerken; düşmanın sahilden itibaren güçlü bir savunma düzeniyle karşılanmasını esas almıştır. Düşmanın gücümüzü ve planlarımızı açığa çıkarmak için sahillerimize yaptığı her saldırı, tutunmalarına fırsat verilmeden geri atılmıştır.(muhtemel çıkarma yerleri: Seddülbahir ile Arıburnu-Kaba Tepe’nin kuzeyi/güneyi) 
       
ATATÜRK göreve başladıktan bir ay sonra bu kez, 19. Tümen’e bütün ordu cephesinde kullanılmak üzere ihtiyat görevi verilmiştir. Mustafa Kemal ATATÜRK artık Ordu Komutanı gibi düşünmek, cephenin tamamını değerlendirmek görevini almıştır. Dolayısıyla tüm ordu cephesindeki harekatı takip etmek ve gerektiğinde ordu komutanına birliğinin görevlendirilmesi ile ilgili danışmanlık yapmak üzere büyük bir sorumluluk üstlenmiştir.
 
Maydos bölgesinin sorumluluğu; bu kez 19. Tümen’den 9. Tümen’e geçmiş, 9. Tümen Komutanı da, ATATÜRK’ün kurduğu savunma anlayışına bağlı kalarak, birliklerinin savunma hazırlıklarını aynen devam ettirmiştir. Aynı tarihlerde yeni kurulan ordu komutanlığına Alman Tümgeneral Liman von Sanders, atanmıştır. Ordu komutanı kendisine yapılan tüm itirazlara rağmen, savunma düzenini sil baştan değiştirmiş; mevcut tertiplenme yerine, sahilin zayıf birliklerle gözetlenmesini, birliklerin büyük kısımlarının geride bulundurulmasını, düşman karaya çıktıktan sonra gerideki birliklerin taarruzu ile düşmanın denize dökülmesini esas alan yeni bir savunma düzeni aldırmıştır. 
 
ATATÜRK’ün muhtemel çıkarma yerlerine ilişkin birinci sıradaki değerlendirmesi Alman ordu komutanı için üçüncü sırada olacaktır.  
Boğazı geçemeyen düşman, 25 Nisan 1915 tarihinde donanmasının ateş desteğinde tam da ATATÜRK’ün tahmin ettiği bölgeden Arıburnu ve Seddülbahir bölgesinden büyük bir kara harekâtına girişmiştir. Birliklerimizin savunma düzeninde yapılan değişiklik nedeniyle düşman maalesef her iki bölgenin sahil kesimine çıkma ve tutunma fırsatı bulmuştur. ATATÜRK, 9.Tümen’in sorumlu olduğu Arıburnu Cephesindeki çıkarma haberini alır almaz inisiyatifini kullanarak birliğini harekete geçirmiş;  yanına birkaç personel ile  topçu bataryası ve  57. Alay’ı alarak bizzat Conkbayırı’na kadar gitmiştir.  Conkbayırı’na gittiğinde, 261 Rakımlı Tepe’ den Conkbayırı’na doğru geri çekilmekte olan kıyı gözetleme postalarındaki askerlere SÜNGÜ TAK! YERE YAT! komutunu vermiştir. ATATÜRK’ÜN ifadesiyle “muharebeyi kazandığımız an, işte bu andır”. Müteakiben emrindeki diğer birlikleri de derhal muharebeye sokmuş  ve  düşmanı bu ilk hamlesinde DURDURMUŞTUR. 
 
Artık bu cephedeki muharebeler 17 Mayıs 1915 tarihine kadar 23 gün O’nun emir-komutasında yürütülecektir. Bu süreçte henüz yarbay rütbesinde iken, emir-komuta ettiği birlik; “Arıburnu Kuvvetleri” olarak adlandırılan bir kolordudan daha fazla güce erişecektir. “Arıburnu Kuvvetleri” ile sadece bu 23 günlük süreçte 20.000’den fazla düşman imha edilmiştir. 
Aynı dönemde 9. Tümen sorumluluğundaki Seddülbahir Cephesi’nde ise; düşman taarruzlarına karşılık, birliklerimiz kahramanca karşı taaruzlar yapmış ayrıca; 1. ve 2. Kirte, Zigindere ile 1. ve 2. Kerevizdere Muharebeleri icra edilmiştir.
 
1915 Mayıs ve haziran aylarında tüm cephelerde; karşılıklı taarruzlar bütün şiddetiyle devam etmiştir. Bu çetin muharebeler esnasında; düşman mevzilerine olan en yakın mesafemiz 7 metre, en uzağı ise 300 metredir.  Çanakkale Muharebeleri’nde 1 metre kare toprağa 6 bin adet mermi atılmıştır. Muharebelerin şiddetini anlatmak için sadece 19 Mayıs 1915 tarihinde icra edilen taarruzumuzu örnek verebiliriz. Kuzey Grup Komutanı’nın emir ve komutasında dört tümenle icra edilen ve sadece 4,5 saat süren taarruzda; 3419’u şehit olmak üzere toplam 9970 zayiatımız olmuştur. Bu rakam harekata katılan 42 bin personel mevcudunun %23’dür. 
Düşman; taze kuvvetler ile takviye edilir ve 6 Ağustos 1915’tarihinden itibaren şansını son kez denemek ister. Düşmanın asıl taaruz bölgesi bu kez Arıburnu ve Anafartalar’dır. Eş zamanlı olarak, tali bölge olarak seçtiği Seddülbahir  bölgesinde de taarruzlarına devam edecektir.
 
ATATÜRK, düşmanın son saldırılarından önce kendi sorumluluk sahasının dışında kalan; Conkbayırı, Koçaçimen ve Anafartalar bölgesi için; düşman imkan ve kabiliyetleri ile alınması gereken tedbirleri en üst kademeye kadar önceden bildirmiştir. Ancak ilgili kademeler ikna olmamıştır. Hatta kolordu komutanı bizzat bölgeye gelerek inceleme yapmış ve ATATÜRK’ün sırtını sıvazlayarak “merak etme beyefendi gelemezler” demiştir. Maalesef ! “gelemezler denen yerden” düşman gelmiş ve  bütün şiddetiyle saldırmaktadır. ATATÜRK; bunun üzerine 07 Ağustos günü tekrar insiyatifini kullanmış, kendi sorumluluk sahasında olmayan bu bölge için, aşama-aşama, toplamı alay kuvvetindeki bir birliği sevketmiş ve düşmanı tekrar durdurmuştur. Buna rağmen 08/09 Ağustos gecesi  Conkbayırı, Kocaçimen bölgesi her an kaybedilecek çok tehlikeli bir hâl almıştır. 5. Ordu Komutanlığı bu kader anında, ATATÜRK’ü bu kritik bölgenin dolayısıyla vatanın selameti için tekrar görevlendirmiştir. ATATÜRK, o gece yarısı derhal tümen komutanlığını devretmiş ve  Anafartalar Grup Komutanı olarak yeni görev yerine  saat 01.30’da ulaşmıştır. Saat 04.00’te  ise emir komutasını henüz aldığı birliğinin taarruzu başlayacaktır… ATATÜRK 34 yaşında albay olduktan sadece iki ay sonra, görev yaptığı bu bölgede ordu seviyesinde bir birliğe emir komuta edecek; 1. ve 2. Anafartalar, Conkbayırı ve Kayacıkağılı Muharebeleri ile düşmanı  son kez DURDURACAKTIR. 
Düşmanın; 8,5 ay süren kara muharebelerinde tüm cephelerde görevlendirdiği toplam birlik, bir ordu büyüklüğündedir.  
Düşman; sayıca üstün olması, bütün savaş araçları ile mükemmel surette donatılmış olmasına rağmen Çanakkale‘nin geçilemeyeceğini büyük bir bedel ödeyerek öğrenmiş, ve nihayet 20 Aralık 1915 tarihinde  ATATÜRK’ün ifadesiyle “kaçmak zorunda kalmıştır”. 
Çanakkale’de devleşen bu ruh Türkiye Cumhuriyeti’ni var etmiştir ve sonsuza kadar yaşatacaktır. 
 
Aziz Şehitlerimiz;
-- Bağımsız ve onurlu bir Ulus olarak yaşamamız için; Karada, havada, denizde, sınırlarımızın içerisinde, sınırlarımızın ötesinde, hatta dünyanın en uzak noktalarında insanlık onuru için  kahramanca savaştılar.
– Onlar canlarını ve kanlarını verdikleri Türk Bayrağı, Türk Sancağı, Türk Ulusu ve Türk Vatanı için; gelincik ve kardelen çiçekleri olarak hep yeniden doğacaktır.                                               
– Aziz Şehitlerimizin her birini burada saymaya zaman yetmez, ama inanıyoruz ki Onlar; Malazgirt’te, İstanbul Surları’nda, Balkanlar’da, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Hicaz’da, İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da,  Kore’de, Kıbrıs’ta, Gabar’da, Cudi’de, Kato’da,  Şenoba’da, El Bab’da, Afrin’de, İdlib’te  ve daha sayamadığımız birçok muharebe alanında operasyonlarda ölmediler! çünkü Şehitler Ölmez! Şehitlerimiz bu gök kubbede, dalgalanan Türk Bayrağı’nda, Türk Sancağı’nda Türk Ulusu’nun gönlünde, Türk Vatanı’nda, semalarda ve denizlerin derinliklerinde  hep var olacaktır.
  
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere, tüm Şehitlerimizi ve Gazilerimizi bir kez daha şükran ve minnet duygularıyla anıyoruz.
Sizleri Unutmadık Unutturmayacağız.
Ne mutlu Türküm diyene ! 
 
Hikmet Muzaffer POTUR
Emekli Albay
 
699 kez okundu
18.03.2019

Yorumlar